Reklam
Reklam
Doğanbey'de Olanlar ve Mağduriyet
Arif Keskiner

Doğanbey'de Olanlar ve Mağduriyet

Reklam

Bursa'da Kentsel Dönüşüm uygulaması olarak başlatılan Doğanbey Porjesi, Şehrin merkezinde yer alan 4 mahalleyi ve sakinlerini modern ve planlı kentleşmeyle tanıştırma ve yeni modern konut sahibi etme iddiasıyla başlamıştı.

Ama aradan geçen 4 yılda projenin ilerleyişi ve binaların yükselmesiyle işin böyle olmadığı, işin içinde "iş" olduğu kolaylıkla anlaşıldı. Bir kere, Ortaya çıkan proje ve binalar, Hak Sahipleri ve kamuoyuna gösterilen, anlatılan ve krokilendirilen projeden oldukça farklıydı. Başta Binalar 13 kat olacak denirken 23-25 katlı binalar, 3 tip daire denirken 26 farklı tipte daireler, lüks denirken düşük kalite malzeme kullanılan daireler ortaya çıktı. Yapılan işin Hak Sahiplerine vaadedilen konutlar ve planlarıyla uzaktan yakından bir ilgisi yoktu. 

Bunun farkında olan az sayıda hak sahibi bilgi edinmek amacıyla ilgili kurumlara yaptığı başvurularda maalesef körler sağırlar diyaloğuna benzer cevaplar alıyorlardı. bir kurumun ötekinden ötekinin berikinden haberi yoktu. Türkiye'nin 4.Kenti'nin bağrına saplanmış bu bıçak yarasından nitelik ve boyutlarından anlaşılan Türkiye Cumhuriyeti'nin projeyi yapan ve denetlemekle sorumlu kurumlarının bilgisi yoktu .

  Dirayet ve Tecrübe sahibi vatandaşlar, ilgili kurumların bu ketumluğundan bu iş'te bir "iş" varı! çoktan anlamıştı.

Aradan geçen zaman diliminde, Binalar yüksek beton kaleler misali bursa'nın imparatorluk geçmişini barındıran bağrında göğe doğru yükselmeye devam ediyordu.

Güç bela, Binaların içine girenler, Daireleri görenler, Hayallerinin yıkıldığını. Olmamasını diledikleri tahminlerinin gerçek olduğunu anladılar. Konutlar, Ne Dendiği gibiydi, Ne 3 tip, Ne de Kaliteli.

Bu arada başka bir gerçek de görüldü. Tüm binalar küçük bir alana sıkıştırılırken büyükçe bir parsel boş bırakılmıştı. Bu alanın 15000m2 olduğu, otopark ve iş merkezi olarak yüklü miktarlara ihale edildiği duyumları geldi.

Mevcut gerçekler görüldüğü zaman, birçok soru da ortaya çıkıyordu. Ama en önemli sorulardan biri şuydu: Bu dairelerin m2 leri, ve toplam alanları, ortak alanları olması gerekenden çok daha büyüktü. Bu fazla m2 lerin maliyeti ne olacaktı. Kime yüklenecekti. Bu konuda Güç bela bilgi alanlar, bu sorunun cevabını öğrenmişlerdi.

Bu farklar, Maliyet olarak Hak sahiplerine yüklenecekti. Maliyetin neye göre hesaplanacağı, birim maliyetin nasıl hesaplandığı, kimin hangi daireden payına ne kadar ek m2 geldiği gibi sorular olmakla beraber, bu soruların cevabı işin başından beri olduğu gibi yine gizliydi, cevapsızdı.

Yaza doğru bu rakamlar da ortaya çıkmaya başlamıştı. Bahsedilen daire başına ek 50.000TL'lere varan maliyetlerdi. Yine bu rakamın neye göre nasıl hesaplandığı neyin karşılığı olduğu belli değildi.

İlgili Kurumlar 3 Maymunu oynamaya burada da devam ediyordu. Şehrin ortasında yükselen 2700 küsur konutluk bir projenin hesabını kimse bilmiyor ve merak etmiyordu anlaşılan hak sahipleri dışında, onları da kaale alan yoktu.

Ve bir kurum, birgün hata yaptı. Hak Sahiplerinin borclarını ve borçlandırma sözleşmesini imza davet günlerini sitesinde yayınladı. Yani kurum lütfedip borcunu açıklıyor. Şu günde gel, borcunu kabul eden ve eski sözelşmeni geçersiz sayan yeni borçlu olduğun sözleşmeni imzala diyordu. İnternetten ne kadar borçlandırıldıklarını öğrenen vatandaşlar rakamlar karşısında şok yaşadılar. Daire başına 200.000TL'lere varan miktarlarda Hak sahiplerine borçlar çıkarılmış. Kişi başına borcu, 300.000TL' leri aşan miktarda borçlu gözüken emekli maaşıyla geçinen hak sahipleri var.

Tabii, tepkiler gelince ilgili kurumun ilk yaptığı şey, bu borcun ne olduğu ve nereden geldiği konusunda tutarlı bir açıklama yapmak değil, sitesinden borç listesini kaldırmak oldu. Borçlandırma Sözleşmesini 20 Haziran 2011 tarihine yani seçim sonrasında bir tarihe erteledi. Anlaşılan bazı şeylerden çekiniyorlardı bu kurumlar. Ya da bir yerlerden emirler geldi erteleyin şimdi fazla gümbürtü çıkmasın diye.

Şimdi bu kişiler bu parayı nasıl ödeyecekler. Zaten asgari düzeyde geçinen, birçoğu emekli maaşıyla ayakta duran yaşlıların da olduğu bir topluluktu Hak Sahipleri.

Yani Ödeyemeyeceklerdi. Bu kurum ve kuruluşların sessizliği de bu farkındalığın bir delili değil midir acaba.

Peki Ödeyemeyince Ne Olacak!  Ellerinden mi Alınacak!  Ellerinden Alınınca Kimlere Verilecek ya da Satılacak!

Peki Böyle olunca, Bu Projenin Kentsel Dönüşüm' lüğü nerede kalacak. " Tamamiyle Para Kazan ve Satış Yap, Kent Merkezinde Satılacak Bir Konut Yığını ve Parseller Oluşturalım " Projesi haline gelmiş olmuyor mu!

Esas önemli bir soruda şu: Binalarda fazladan m2 ler yapılırken, ortak kullanım alanları fazladan fazladan oluşturulurken, bunun projesi çizilirken, betonu dökülürken, ruhsatlandırma işlemleri yapılırken, İligli kurumlar, mühendisler, mimarlar, Müdürler, belediyeler, başkanlar neredeydi. Tüm bunlar, Koca bir inşaat projesi belirtilen kişilerin haberi onayı, bilgisi olmadan mı yapıldı. Konut olarak planlanması gereken devasa bir "konut " projesi neden işyeri standardlarına göre üretilmiş?

İşte Esas Sorumuz Bu?  Bu Soruyu çözen Var mı?

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çin-ABD rekabeti Ay’a kadar uzandı
Çin-ABD rekabeti Ay’a kadar uzandı
BUSMED Sosyal Medya Eğitimleri
BUSMED Sosyal Medya Eğitimleri