Reklam
Reklam

Karagöz ve Hacıvat

hacivat- karagöz, geleneksel türk gölge oyununun baş karakterleri

Karagöz ve Hacıvat
Karagöz ve Hacıvat
Reklam


Türk gölge oyununun tek temsilcisi olarak kabul edilen Karagöz oyununun kökeni konusunda değişik görüşler vardır. Kimi kaynaklara göre Orta Asya'dan, İran'dan ya da Hindistan'dan batıya göç eden Çingeneler aracılığıyla Anadolu'ya gelmiştir. Bir görüşe göre Bizans, İtalya ya da Yunan kökenlidir. Türkiye'ye Portekiz ya da İspanya'dan göç eden Yahudiler aracılığıyla geldiğini savunanlar da vardır. Ancak bu görüşleri kanıtlayacak yeterli belge yoktur. Oysa Yavuz Sultan Selim döneminin güvenilir kaynaklarından İbni İlyas, gölge oyununun Türkiye'ye XVI.yy.'da Mısır'dan geldiğini ortaya koymuştur. İlk zamanlar Mısır gölge oyununun etkisi altında olan Karagözün, kesin biçimini XVII.yy.'da aldığı ve tiplemelerin de bu dönemde ortaya çıktığı öne sürülmektedir.

Karagöz
Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz’dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacıvat’ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp, onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı kelimeler kullanan Hacıvat ile alay eder. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak, ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsiz, geçim derdindedir .Hacıvat’ın bulduğu işlere girip çalışır. Başında ışkırlak adı verilen oynak bir şapka vardır. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Karagöz tasvirleri vardır. Kadın Karagöz , Gelin Karagöz , Eşek karagöz , Çıplak Karagöz , Bekçi Karagöz , Çingene Karagöz , Tulumlu Karagöz , Davulcu Karagöz , Ağa Karagöz v.s. (Velhasıl zavallının başına gelmeyen kalmaz..)


Hacıvat
Tam bir düzen adamıdır.Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır.Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar.Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever.Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder.Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar (Günümüzde de ne kadar çok Hacıvat var değil mi.. Entel görünmek için cümle aralarına yabancı kelimeler sıkıştıranlar, başkalarının sırtından geçinenler, çıkarcılar...). Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Hacıvat tasvirleri vardır. Keçi Hacıvat , Çıplak Hacıvat, Kadın Hacıvat, Kahya Hacıvat vb.
diğer bir anlatımdada;

Hacivat, geleneksel Türk gölge oyununun baş karakterlerinden biridir.

Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi farklı Hacıvat tasvirleri vardır.

Karagöz, tek aktörlü, tek yazarlı, taklide ve karşılıklı konuşmaya dayanan, iki boyutlu tasvirlerle bir perdede oynatılan gölge oyunu.
Eskiden hayali zıll, zıllı hayal, hayali sitare denilen Karagöz oyununun doğuşuna ilişkin en yaygın rivayet şöyledir:

Orhan Gazi devrinde Bursa'da Ulucami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ve duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacivat) arasındaki nükteli konuşmalar diğer çalışanları öyle güldürüyormuş ki, bunları dinlemek isteyenler işlerini bırakıp etraflarında toplanıyorlarmış. Tabi inşaat çalışması aksamaya başlamış. Bunu duyan padişah ikisini de idam ettirmiş. Ancak padişah daha sonra çok pişman olmuş. Onu teselli etmek isteyen Şeyh Küşterî, başındaki beyaz sarığı çıkarıp germiş ve arkasına ışık yakmış. Ayağından çıkardığı çarıklarla da Karagöz ve Hacivat'ın tasvirlerini yaparak perdeye yansıtmış. Onların nükteli konuşmalarını tekrar canlandırmış. Padişahı teselli etmeye çalışmış. İşte o gün bugündür Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. İşte günümüzde de Karagöz Perdesine Şeyh Kuşterî meydanı denilir ve bu zat Karagözcülüğün piri sayılır.

Karagözün kukladan farkı iki boyutlu suretler ve bunların gölgeleriyle oynanmasıdır. Suretler renklidir.
Oyun 2x2,5 veya 1x1,20'lik bir bez perde üzerine aksettirilen tasvirlerin gölgelerinin konuşturulmasıdır. Kenarları çiçekli bez perde patiskadandır. Asıl perdeye ayna denir. Perde arkasındaki peş tahtası üzerindeki şem'a ile bu gölgelendirme sağlanır.

Tasvirler manda, dana, deve derisinden yapılır. Deri saydamdır, nevrekan'la kesilip kök boyasıyla boyanır. Hareketli yerleri kirişle tutturulur, değnek delikleri açılır. 30-40 cm olan tasvirleri oynatmak için 60 cm lik değnekler kullanılır. Sol elle Karagöz, sağ elle öteki tipler oynatılır.

Karagöz oynatıcısına hayali, hayalbaz denir. Yardımcıları çırak, yardak, dayrezen, sandıkkar'dır. Oyunda konuşmaların değişmesi baş hareketleriyle yapılır.
Oyun 4 kısımdan oluşur. Giriş, muhavere, fasıl, bitiş. Sahne açılır, göstermelik ve nareke'den sonra Hacivat gelir bir gazel okur, Karagöze sataşır, perdenin sağ üstünden Karagöz Hacivat'ın üstüne atlar, kavga ederler ve Hacivat kaçar. Sonra gelir, konuşmaya başlarlar. Konuşma bitince Karagöz çeşitli tiplerle konuşup güldürür, özel bir tip gelir, onunla kavga eder. Bitişte Karagöz ve Hacivat yine ağız dalaşı yaparlar ve kavga ederlerken oyun biter.

Oyun boyunca müzik özellikle her tipin sahneye gelişinde etkili bir şekilde kullanılır.

Tipler şive taklitlerinde Kastamonulu, Kayserili, Bolulu, Laz, Kürt, Arnavut, Arap, Acem, Rumelili, Ermeni, Rum, Yahudi, Frenk'tir. Hasta tipler Tiryaki, Beberuhi, Kekeme, Esrarkeş, Sarhoş, Deli, Denyo'dur. Çelebi, Zenne, Köçek tipleri dışındaki özel tipler büyücü, cadı, canavardır.

Oyunların konuları Ferhat ile Şirin, Hamam, Kanlı Nigar, meyhane, Sünnet, Tımarhane gibi eski, Bakkal, Cinci, Eczane, Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi yeni şekillerdedir.

Karagöz herşeye burnunu sokan, kaba, aşırı meraklı, okuma yazması kıt, cahil, cahillikten veya işine gelmediğinden herşeyi ters anlayan, anlamazlıktan gelen, yanlış yorumlayan, müstehcen konuşan, biedep çingene ve işsiz, mesleksiz, karısıyla sürekli kavga eden bir tiptir.

Hacivat, hali vakti yerinde, herkesle hoş geçinen, alıştığı gibi konuşan, akıl hocasıdır. Karagözle sürekli kavga ederler. Arapça Farsça konuşmalarını Karagöz hep ters anlar.

Konular genellikle Karagözün züğürtlüğü, işsizliği, Hacivatın onaiş bulmasına rağmen beceriksizliği, alışılmışın dışına çıkışı; Karagöz'ün yasak veya tehlikeli bir yere girişi, başına türlü işlerin gelmesi, tiplerle çatışması; bir maceraya karışması; halk edebiyatı konuları arasına karışmasıdır. Ferhad ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi aşk hikayelerini kendi tekniğine uydurur. Mesela Hacivat Karagöz'e Ferhat ile Şirin'in macerasını anlatır: Ferhat Şirin'in kasrını boyayan nakkaştır, Şirin'e aşıktır, Şirin'in anası Ferhat'tan Elma Dağı'nı delip kasra su getirmesini istemiştir, Ferhad o şartla Şirin'i elde edebilecektir...Daha bu hikaye anlatılırken Karagöz'ün aklı durur, mesela bir insanın aşk uğruna dağı delmeye kalkışmasını havsalası almaz, garip yorumlar yapar. Sahnede oyunun gerektirdiği dekorları da kendine göre olmayacak şeylere benzetir, oyun romantik bir konuyu komik düzeye indirir. Mesela perdede Hacivat'ın evi tarafında Elma Dağı bir moloz yığınıdır vs.

Kalıplaşmış sözler: Hacivat'ın girişte 'yar bana bir eğlence' demesi. Muhaverede Hacivat ile Karagöz arasındaki hazır ikili konuşma. Karagöz'ün tekerleme cevapları. Hacivat'ın bitişte 'yıktın perdeyi eyledin viran/varayım sahibine haber vereyim heman' demesi. Karagöz'ün 'her ne kadar sürci lisan ettikse affola' diye bitirmesi.

Karagöz sahneye hep sağdan gelir, Hacivat ve tipler soldan. Sahneye Küşteri meydanı denir,


Reklam
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çin-ABD rekabeti Ay’a kadar uzandı
Çin-ABD rekabeti Ay’a kadar uzandı
BUSMED Sosyal Medya Eğitimleri
BUSMED Sosyal Medya Eğitimleri